Reklam
Tarih : 2026-02-06 10:12:43

Deepfake ve yapay zeka içerikleri ceza hukuku kapsamında suç oluşturabiliyor

Avukat Sergen, yapay zeka ve deepfake kullanımının başlı başına suç olmadığını ancak bu teknolojilerle işlenen fiillerin Türk Ceza Kanunu kapsamında ciddi yaptırımlar doğurabileceğini söyledi.

“Türk Ceza Kanunu’nda ‘deepfake’ kelimesi yer almaz ancak deepfake kullanılarak işlenen fiiller açıkça suçtur” diyen Sergen, ceza hukukunda değerlendirmenin kullanılan araçtan değil, ihlal edilen hukuki değerden yapıldığını vurguladı. Sergen, “Bir kişinin onuru, özel hayatı, kişisel verileri ya da malvarlığı hedef alınıyorsa, deepfake doğrudan ceza hukukunun konusuna girer” ifadelerini kullandı.

Deepfake içeriklerin birçok suçun işlenme aracı haline geldiğini belirten Sergen, hakaret, özel hayatın gizliliğini ihlal, kişisel verilerin hukuka aykırı kullanımı, şantaj, iftira ve dolandırıcılık suçlarının bu kapsamda değerlendirildiğini kaydetti. “Kanunda deepfake yazmıyor diye suç oluşmaz düşüncesi hukuken geçerli değildir” diyen Sergen, bu suçların büyük bölümünün serbest hareketli suçlar olduğunu ve yapay zeka kullanılarak da işlenebileceğini ifade etti.

Deepfake yoluyla üretilen sahte görüntü, ses ve videoların özellikle sosyal medyada paylaşılması halinde cezaların ağırlaştığını vurgulayan Sergen, “Bir kişinin söylemediği sözleri söylemiş gibi gösteren ya da özel hayatına ilişkin içerikler üreten deepfake videolar, alenen işlendiğinde ceza artırılır” dedi.

Kişisel veriler açısından da önemli riskler bulunduğunu belirten Sergen, “Bir kişinin yüzü, sesi ve biyometrik özellikleri kişisel veridir. Bu verilerin rıza olmadan yapay zeka ile işlenmesi, kaydedilmesi veya paylaşılması açıkça suçtur” şeklinde konuştu.

Deepfake içeriklerin şantaj ve dolandırıcılık suçlarında da sıklıkla kullanıldığını ifade eden Sergen, “Görüntünün gerçek olup olmaması önemli değildir. Tehdit aracı olarak kullanılması suçun oluşması için yeterlidir” açıklamasını yaptı. Avukat Mehmet Mert Sergen, özellikle siyasi liderler veya iş insanları adına oluşturulan sahte videolarla yatırım tavsiyesi verilmesinin nitelikli dolandırıcılık kapsamına girdiğini vurguladı.

Cinsel içerikli deepfake üretimlerine de dikkat çeken Sergen, “Bir kişinin rızası olmadan cinsel içerikli görüntü veya seslerin üretilmesi cinsel dokunulmazlığa karşı suçtur. Çocuklara yönelik deepfake içerikler ise en ağır cezalara tabidir” ifadelerini kullandı. Sergen, bu tür içeriklerin, Türk Ceza Kanunu’nun müstehcenlik suçunu düzenleyen 226’ncı maddesi kapsamında değerlendirildiğini hatırlattı.

Sosyal medyada yayılan deepfake içeriklerde sorumluluğun zincirleme olduğunu belirten Sergen, “İçeriği üreten faildir. Bilerek yayan kişi suça iştirak eder. Platformlar ise hukuka aykırı içeriği bildikleri hâlde kaldırmazsa sorumluluk doğabilir” dedi.

Mağdurların hem ceza hem de tazminat yoluna başvurabileceğini söyleyen Sergen, “Savcılığa suç duyurusunda bulunulabilir, içeriğin kaldırılması için sulh ceza hâkimliklerine başvurulabilir. Maddi ve manevi tazminat da talep edilebilir. En kritik nokta ise zaman kaybetmemektir” uyarısında bulundu.

Son olarak birey ve kurumlara çağrıda bulunan Sergen, “Yapay zeka çağında ‘herkes yapıyor’ düşüncesi en büyük hatadır. Paylaşmadan önce ‘Bu içerik gerçek mi ve bu kişi buna rıza göstermiş mi?’ sorusu mutlaka sorulmalıdır” dedi.

 

  Hibya Haber Ajansı

© Copyright 2026 karliovahaberler.com.tr Tüm Hakları Saklıdır.
Web sitemiz Hibya Haber Ajansı Abonesidir.